Tanıdığım ilk hacıyatmazla aramız pek iyi değildi açıkçası. Korkunç bir tipi vardı böyle baykuştan bozma papağan gibi. Gözlerinde Mehmet Ali Birand bakışı. Düşün, o kadar korkunç yani :D Bir de vuruyosun vuruyosun her seferinde geri kalkıyor ayağa. Gel de korkma arkadaş !:D
Hacıyatmazla haşır neşir olduğum yıllar hatırlayamayacağım kadar küçük yaşta olmama rağmen o yaratığın nasıl bir şey olduğunu hala unutamam. Yürüyemediğim zamanlarda alınmış bir oyuncak olmasına rağmen 4-5 yaşıma kadar benimleydi, lanet şey!
Anlatılanlara göre, sevgili babam hacıyatmaza olan korkumu zaman zaman kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktan çekinmemiş. Bir de karşıma geçer bu anıları anlatır gülerler. Annemin beni babama emanet ettiği kısa zaman dilimlerinde, babam karşıma pek sevgili (!) hacıyatmazı koyar, sonra da kendi işine bakarmış. Gıkımı çıkarmadan, kılımı kıpırdatmadan otururmuşum yerimde. Ahaha ne kadar da komik değil mi..? İyi tamam kabul, dışarıdan bakınca komik gerçekten. Ama ben ordan bakmıyorum tamam mıı ? Gülmesene.
Baştan aşağı saçmalık yahu.. Sen o kadar dayak ye, sonra hiç bir şey olmamaış gibi sırıtan suratınla tekrar ayağa kalk. Bi de ebleh kafanda bir yıkılmadıım ayaktayıım ifadesi… Yemezler. Pehh. Herkes düştüğü zaman ayağa kalkmakta zorlanır.
Bir de şişme olanları var ki onlardan bahsetmek bile istemiyorum..!
Velhasılı kelam, bu lenet şeye “Ayy ne kadar da sevimlii” denilmesini hiç anlayamadım, anlayamayacağım. Piyasadan toplatılsın bu oyuncaklar yahu!
not: benim hacıyatmazıma eş değer korkunçlukta bir hacıyatmaz resmi bulamadığımdan, bu post görsel fakiri kalmıştır. Okuyan hayalinde canlandırsın hacıyatmazı. Sonra bir de silah zoruyla yerle bir etsin, sonra da iki el ateş etsin. Evet,işte bu !


