Hayır.. Bu çok fazla.. Yapamam, kimsenin beni üzmesine izin veremem.. Ah, hayır.. Kafam karışıyor.. Karışıyoo…
Ağlama, sakın ağlama.. “Rabb’m yardım et!” Sakinleş.. Sakın ağlama.. Sakın bırakma kendini.. Hayır, sakın yapma bunu.. “Rabbi’m kurtar beni!”
Noluyo ? Anlayamıyorum.. Her şey öyle karışık ki.. Miğdem bulanıyor…
Sakinleş.. Kendini bırakma sakın.. Bırakmaa.. Bak, insanlar kendini kaybediyo, kendini siliyor.. Sen bu sefer kendin olmaya yaklaşıyorsun.. Yapma, sakın bırakma kendini.. Akmasın gözünden yaş.. Zamanı daha gelmedi..
Sakinim.. Bırakamam kendimi.. Bana bunu yapmalarına izin veremem..
Aynaya bakınca yanyana duran iki tane ben görüyorum. Gerçekten görüyorum.. Deliriyo muyum ? İki tane ben, bir oluyorlar sonra. Oh, çok şükür.. Kendimi buluyorum.. Buluyorum.. Kendime geliyorum. Hoşgeldim..
Vazgeçmek mi ? Bunu gerçekten yapacak mıyım ? Bilmiyorum.. Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi bilmiyorum.
Karışıyo.. Kafam karışıyo.. Neden yapıyorsun bunu..? Ne yapıyorsun..? Deliriyorum.. Kayboluyorum.. Boğuluyorum.. Neredeyim ? Kimim? Neredesin..? Kimsin sen..? Kahretsin, içimdeki bu boşluk da nerden çıktı.. Tam miğdemin üstünde, kalbe yakın biyerlerde.. Dokununca tekrar miğdem bulanıyo.. Bulanıyo.. Kafam da bulanıyo..
Sakinleş.. Sus biraz.. Hepsi, hepsi geçecek. Çok az kaldı. Kurtuluyorlar bizden.. Kurtuluyoruz karışıklıktan.. Hiç bir şey düşünme.. Sadece kaybetme kendini..
Sakın, sakın ağlama şimdi.. Daha zamanı gelmedi...


