“yıkıldım” dedi istemeye istemeye.. ” yürüyen bir enkazım sanki..her sabah o enkazın içinden bi şekilde çıksam da sürekli yeni bir deprem beni yerle bir ediyor. artık çok yoruldum.. ” . içinde bir yerlerde bir boşluk vardı sanki, her an yeni depremlere sebep olan bir fay hattı…

“büyütüyosun” dediler.. “abartıyosun..”

anlamıyordu hiç biri… onun hiç bi’şeyi büyüttüğü yoktu. sadece.. sadece kendisi çok küçüktü, küçücüktü. acıdı kendine.. bunu söylediğinde herkes kızıyordu ama o kendini tek başınaymış gibi hissediyordu.. küçücük ve tek başına..

alışır mıydı gözlerini kapamaya ? “bi gün güzel olacak her şey” der miydi birileri.. hayır, demezdi kimse.. o da alışamazdı zaten gözlerini kapamaya.. böyle devam etmezdi.

hayır, yanılıyorlardı.. derdi “o” değildi! kesinlikle değildi. ama yine de kabul etmeliydi ki “o”na ihtiyacı vardı.. hayır.. ondan yardım isteyemezdi, istemezdi..

sonra içindeki ses konuşmaya başladı: “yardım istemene gerek yok ki !  hani o sendeydi? farkında olmasa da hep seninleydi? ”

içini biraz eksik bir mutluluk kapladı..yardım etmesine gerek yoktu ki.. varlığı yeterdi :)

sonra içindeki bir başka sesi duydu, uzun zamandır konuşuyordu ses. ama o yeni duyabilmişti. ” belki sen gerçekten de küçücüksün ama RABB’ in çok büyük.” diyordu ses. ” ve sana şah damarından daha yakın. O’ndan başkasına ihtiyacın yok ki senin..” haklıydı içses.. eninde sonunda çıkacaktı enkazın altından.. eninde sonunda gücünü toplayacaktı, büyüyecekti.yapması gereken tek şey vardı: sabretmek .. :)

not: büyük harf kullanmadığımı fark ettin mi ?  merak ettim :/