Dibini göremediği kör bi kuyunun içinde düşmeye başlamıştı. Hiç bir şey görmeden, kör olmuşçasına düşmek dehşet vericiydi.. Başını yukarı kaldırmayı denedi. Yukarıda parlayan bir şey vardı. Gözleri kamaştı. Öyle güzeldi ki.. Onu güzelliğiyle sarhoş olmak istedi. Ama olmadı.. Çok uzaktaydı. Her saniye daha da uzaklaşıyordu. Kuyunun dibine doğru ilerliyordu. Bilinmezliğe…
Gözlerini karanlığa alıştırmaya çalıştı, olmadı.. Gözlerini kapatmayı denedi, o da olmadı. Ne yapacaktı? Düşündü , bulamadı. Ağlamak istedi, gözyaşları gözlerini yaktı.
Yukarıda gördüğünün ay olduğuna karar verdi. Sadece ışığı yansıtıyordu. Ama yine de mükemmeldi. Ona ulaşmak istiyordu. Ama sürekli aksi yönde ilerlemeye devam ediyordu. Artık durmalıydı ve yön değiştirmeliydi. Ama nasıl ? Fizik kurallarına göre harekete ters yönlü bir kuvvete ihtiyacı vardı. Hareket yönündeki kuvvetten daha büyük bir kuvvet.. Oysa içindekilerin ağırlığı bütün kuvvetleri yeniyordu.. Ayın çekim katsayısı, yer çekiminin kat sayısından büyük olsaydı keşke. Belki o zaman her şey daha kolay olurdu.
Tüm bu düşünceler eşliğinde düşmeye devam ediyordu. Ne yapacağını bilemeden.. En sonunda kuyunun dibine ulaşıp yere çarpma hızıyla yukarı sıçrayacağını umdu ve kapatmayı beceremediği gözlerini bu defa kocaman açtı. Bilinmezliğe..

BataklikCadisi.com, kendine “